Ana Sayfa Foto Galeri Video Galeri Künye Sitene Ekle Tüm Yazarlar
ESENLER’de POSTMODERN YALNIZLIK
Çok değil belki 40 yıl önce şehirlerde, kasabalarda ve köylerde insanlar mekan olarak birbirlerine çok yakın mesafelerde yaşamıyor olsalar da, duygusal olarak birbirlerine çok yakındılar. Çünkü onlar acıyı da neşeyi de üleşirler ve hayatın yükünü birlikte taşırlar, birlikte hareket ederlerdi.
Paylas

ESENLER’de POSTMODERN YALNIZLIK

Efendim aslında yalnızız, acı gerçek bu..!

Çok değil belki 40 yıl önce şehirlerde, kasabalarda ve köylerde insanlar mekan olarak birbirlerine çok yakın mesafelerde yaşamıyor olsalar da, duygusal olarak birbirlerine çok yakındılar. Çünkü onlar acıyı da neşeyi de üleşirler ve hayatın yükünü birlikte taşırlar, birlikte hareket ederlerdi.

2020’ye geldiğimiz şu zaman diliminde, dünyanın başkenti İstanbul’da, en çok göç alan ilçelerinden biri olan Esenlerdeyiz. Atışalanı caddesini çoğu kere baştan sona yürümüşümdür. Türlü insan hikayelerini karşılaştığım yüz ifadelerinden okuduğum olmuştur. Adımlarımız, omuzlarımız hatta gözlerimiz birbirine deyse de, gönüllerimiz maalesef birbirinden olabildiğince uzaklara düşmüş durumda.

Modern şehirlerde genellikle yan yana yürüyen fakat birbirlerine hiç bakmayan, asık yüzler görürsünüz; sitelerde üst üste yaşayan insanlar birbirlerinden habersizdir. Aynı daireyi “paylaşan” aile fertleri neredeyse hiç konuşmazlar, adeta “yabancılaşmıştır” birbirlerine..

Aynı caddede, aynı alışveriş merkezinde, aynı apartmanda, toplu taşıma araçlarında birlikte hareket ettiğimiz onlarca insan var... Ama insanlık belki de tarihin hiçbir evresinde böylesine bir yalnızlığın içine düşmüş değil...

Bir realist ressama postmodern yalnızlığı resmet desek, Esenler dörtyol meydandaki dairesel banklarda oturan insanları çizerdi diye geçiririm hep içimden. Çok gariptir, orada yanyana, sırtsırta oturan insanlar görürsünüz, ellerinde akıllı telefonlar, sessiz ve yalnızlardır. Gelip geçenlere bakarlar ama görmezler. Anlamsız bir şekilde boşluğa dalıp giderler çoğu kere.

Bireyselleşmek sanki bizi kendimizden ve çevremizden soyutluyor değil mi?!

İnsanlar yalnızlıklarını anlaşılmamakla eşitleyerek, anlaşılma ihtiyacını dile getiriyorlar. Koca eşini, anne çocuğunu, arkadaş arkadaşını, komşu komşusunu, amir işçisini ne dinliyor ne de anlayabiliyor.

İnsanlar, görünürde birbirlerine yakın mesafelerde yaşasalar da duygusal olarak uzaklaşıyorlar. Gerçek hayatta bu böyle. Peki, oluşturulan sahte, sanal hayatlar da öyle mi..!? Birbirlerine özenen, benzeyen, anlık ve günü birlik ilişkilerden doğan garip ve duygusal hayat hikayeleri ile dolu sosyal medya hesapları.

Tüm bu modern tasarımın ürünü olan mekanlarda, sosyal ağlarda acılar organic olarak paylaşılamadığından aslında içten içe katlanarak büyümekte, yerine ise bireysel hazzın merkeze konduğu bencil-yabancı bir sanal gerçeklik oturmaktadır. Sanal beğeniler, paylaşımlar ve etkileşimler, bireyin fiziksel hayatındaki mutluluğunun önüne geçmektedir.

Postmodern yalnızlık durumu ailede eve toplumsal hayatta bireyin savrulmasına, bütünden kopuşuna, kendisine, ailesine ve toplumsal aidiyetinin zedelenmesine neden olmaktadır.

Mutluluğun arayışının kutsallaştığı antik çağlardan beri doğudan batıya, kuzeyden güneye  akışkanlık gösteren “tüketim” çılgınlığı insanlığın başında leş yiyen bir akbaba gibi dikilmektedir. Tüm değerler, üzerindeki fiyat etiketinin altında “Şahane Gün” indirimiyle pazarda satışa çıkmıştır.

Derken, müşteri olanlar yalnızlığı satın aldıklarının çok geç farkına varırlar.

Kölelerinde ki mutluluğun sahiplerinde bile olmadığı bu modern çağda

siz “SİZ” olun efendim fiyatı olana değer vermeyin.

Kemalat ve Bilgelik yolunda, içsel bir serüven yaşayanlar içinde aslında “Yalnızlık” bir zorunluluktur. Bunun için tek koşul tüm postmodern yüklerimizden kurtulmaktır.

Sevgilerimle efendim, esen kalınız.

Paylaşım :
Mail Yazdır Yorum Yaz 0 Yorum
01-12-2019 11:57 - 333 Okunma
Oy Kullan Sonuçlar
Kim Kimdir
ISTANBUL
 
Destek: Abdullah Gözaydın
Ana Sayfa Hakkımızda Site Haritası
 
Esenlerin Güçlü Sesi - Tüm hakları saklıdır 2014 ®